Soylu tweetlerini tek köşe yazarı yazdı: Düşmeye gör

İslamcı Yeni Akit köşe yazarlarından Ali Karahasanoğlu, Süleyman Soylu’nun tweetini köşesine taşıdı. Karahasanoğlu, ‘Soylu’nun soysuzluğa isyanı’ başlıklı yazısında şunları yazdı:

Türkiye’de vatansever insanları, algı operasyonları ile gözden düşürmek isteyen bir ekip var..

Gerçeklerin bambaşka olduğunu bildikleri halde..

Vatansever insanları, mafya düzenine destek vermekle suçluyorlar..

Gerçekte ise, mafya düzenini kurutmak için geceli gündüzlü çalışan insanları, mafyadan aldıkları çarpıtılmış bilgilerle suçluyorlar..

Çeteleri bitirmek için teknolojinin tüm imkanlarını seferber eden insanları, hedef tahtasına koyuyorlar..

Ki, mafyanın önü açılsın, çeteler yaşamaya devam etsin..

Bunun için saldırıyorlar..

Suçluyorlar..

Yargısız infaz yapmaya kalkıyorlar..

Hiç laga luga etmeden..

Net ifadelerle..

Hem de, hedef tahtasına konulan İçişleri eski Bakanı Süleyman Soylu’nun paylaşımından, gerçekleri aktarıp, iftira atanlara hodri meydan diyelim..

Günün nerede ise 24 saati çalışırken, annesine hakaret edilen/edilebilinen, hem de İçişleri Bakanı iken bu hakaret edilebilinen Süleyman Soylu’nun isyanını sizlere aktaralım.

Muhataplarında; Tolga Şardan’ından diğer soldan çarklılara kadar bir tanesinde minnacık dürüstlük varsa, buyursunlar cevap versinler..

Soylu anlatıyor:

“1- Cumhuriyet tarihi boyunca kırsalda ve şehirde ayrı görev yapan, veri tabanları da ayrı olan Polis, Jandarma, Sahil Güvenlik suç kayıt bilgileri suç ve suçluyla etkin mücadele için hangi dönemde birleştirildi?”

Mafya düzenine küçücük bir hoşgörüsü olan bakan, polis bilgileri ile Jandarma bilgilerinin birleştirilmesini sağlayıp, suçlularla mücadeleyi etkin hale getirir mi?

80 yıldır birleştirilmemiş. Kara düzen götürülmüş. Vatansever insanlardan başka kim, o iki veri deposunu birleştirip, suçlularla daha etkin mücadele edilmesini düşünür, bunun için çabalar?

Bu iki veri tabanını birleştirildiği dönemin bakanı, o güne kadar yapılmamış bir hizmeti, suçlulara kıyak olsun diye mi yapmış?

Buyursun, Soylu düşmanları cevaplasın.. Soylu kendisine saldıranlara, ikinci madde olarak şunu hatırlatıyor:

“Cumhuriyet tarihinde havalimanlarında ve sınır kapılarında suç ve suçluyla mücadelede kapsamında tüm verileri üzerinden yüz tanıma sistemi NE ZAMAN kuruldu?”

Çok net bir husus..

Şu karanlık kişi ile, şu problemli oluşum ile ilişkiniz var ise.

Bugüne kadar kurulmamış sistemlerle, suçluların önünü niye tıkayacaksınız ki?

Bırakırsınız, eski usul gider..

Polis evraka bakar. Sanki karşısındaki kişi amcasının oğlu imiş, evrakta yazılan o mudur değil midir, şıppadanak anlayacakmış gibi, bir nüfus kağıdına, bir de adamın yüzüne bakar. “Aaa sen bu musun” der.. Veya “Sen bu değilsin” der. Kara düzen sürer..

Ama ülkenize hizmet ediyorsanız, teknoljik gelişmeleri de dikkate alarak, öyle klasik usulle kimlik kontrolünü aşar, bilgisayar yardımı, yüz tanıma sistemleri ile karşısınıza gelenlerin kimliğini tespit edersiniz..

Öyle mi Tolga.. Doğru mu Şardan..

Soylu’nun üçüncü tespiti ve sorusu:

“Cumhuriyet tarihinde parmak izi sistemi ve biyometrik veriler, bütün güvenlik birimleri ile HANGİ ZAMAN DİLİMİNDE entegre edildi?”

2000’e kadar, bir kimlik numarasını bile hayata geçiremeyen eski iktidarlar ile bugünkü iktidarı kıyaslamak isteyenlere hatırlatayım..

Hem memuriyet, hem işçilik yapmış iseniz, düne kadar, SSK numaranız ayrı, emekli sandığı numaranız ayrı idi.. Kim olduğunuzu tespit için, anne adı, baba adı, nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihinden yararlanıyordunuz, ama her şeyin üstünde bir kimlik numaranız yoktu…

Olur ya, soyadınız sık bulunan bir kelime ise.

Yandınız..

Kim olduğunuzu ispat edene kadar, bir suçlunun bilgileri ile örtüşen kimlik bilgileriniz yüzünden, saatlerce, bazen günlerce karakolda kalabilirdiniz..

Bu ve benzeri mağduriyetlerin önüne geçen, suçluların ise ağları delip kaçmasını önleyen sistemlerin kurulmasını sağlayan insanlara, iftira atıyorlar..

85 milyonluk Türkiye’de, 5 milyon göçmenin yaşadığı ülkemizde, bir yılda 40 milyon da turist geldiğini düşündüğünüzde..

Üç kişi üzerinden, devlet adamlarına kara çalıyorlar..

Ne kadar vicdansızlar.. Ne kadar ahlaksızlar..

Soylu’nun dördüncü hatırlatması:

“Cumhuriyet tarihinde silah ruhsatı, vatandaşlık sorgulamalarında Interpol sorgu kaydı (yani kırmızı, mavi ve diğer bültenler) NE ZAMAN ilgili birimlere açıldı? Daha önce ne oluyordu?”

Bakan net sormuş..

Muhatapları desinler ki..

DYP listesinden İçişleri Bakanı olan İsmet Sezgin amcamız tam bu icraatı gerçekleştirirken, hükümet bozulmuştu.. Sonrasındaki bakanlar tam yaptılar, şu mücbir sebep ortaya çıktı..

Utanmayın, buyrun mazeret üretin..

Soylu soruyor, “birçok veri tabanı kimin döneminde birleştirildi..”

Buyursun, gazetecilik yaptığını iddia eden muhatapları cevaplasın..

Beşinci soru:

“Cumhuriyet tarihinde Dünyanın uyuşturucu ve organize suç çete üyeleri/ liderlerinin fotoğrafları ve bilgileri toplanıp; havalimanları sınır sistemi ve güvenlik birimlerinin el tabletlerine NE ZAMAN yerleştirildi?”

Uyuşturucu trafiğinin güzergahı üzerinde olan coğrafyamızda, milyarlarca dolarlık para trafiği yeni bir olay mı?

Böylesi büyük bir suç sektöründe, kanun kaçaklarının neler neler yapabileceklerini düşünüp, bir söyleyiversin muhatapları: Uyuşturucu işine bulaşanlar için “Ayaklarını kırın. Sorumlusu benim” diyecek kadar sert konuşan, bu sebeple de, “Canım hukuk devletinde de böyle konuşulmaz ki” diyerek, bizim doğrucu Davutlardan bile itiraz alan bir bakana, üstelik havaalanlarını o baronlara dar ettiği halde, suçlama getirenlerde hiç vicdan var mıdır?

“Dürüst gazeteciyiz” diyenler, “araştırıp yazıyoruz” diyenler, buyursunlar, Süleyman Soylu’nun şu sorusuna da cevap versinler..

“Bir önce yazdığınız POLSAN (Polis Sandığı ) ile ilgili yazınızdaki imânız ile ilgili de; 2018’de iflas etmiş POLSAN’ın bugün verimliliği, kârlılığı, geçmiş dönemlerle kıyasladığınızda nerelerde olduğunu görürsünüz. Öyle ki, Sadece Ankara Sigorta’yı beş yıl önce on yıl vade ile 125 milyona satmak isterken, bugün yıllık karı satış fiyatının neredeyse dört katı olmuştur. Bence gazeteci olarak bunları da sorun!”

Evet, Soylu’nun sözleri doğru mu, değil mi, müfteriler, cevap versinler..

AÇIKLAMA

“Sayın Ali Karahasanoğlu;

23 Kasım 2023 tarihli Yeni Akit gazetesindeki yazınızda ‘Altan Tan’ın da itiraf ettiği gibi…’ kısmını düzeltmenizi istiyorum.

Hayatım boyunca hiç bir şeyi ‘itiraf’ etmedim.

Tüm doğru olduğuna inandığım şeyleri gününde ve saatinde söyledim. Arşivler şahidimdir. İlgililere duyurulur. Altan Tan.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx